Şirketin adını koydunuz, logoyu çizdirdiniz, kartvizit tasarımı bile hazır. Sıra alan adına geldiğinde sorgu kutusuna yazdığınız isim kırmızı yanıyor: "Bu alan adı alınmış." İstediğim alan adı alınmış, ne yapabilirim sorusu Türkiye'de marka kuran hemen herkesin bir noktada karşısına çıkıyor; özellikle .com tarafında iki heceli, temiz Türkçe kelimelerin neredeyse tamamı yıllar önce kayıt edilmiş durumda. Kötü haber: sihirli bir "boşaltma" düğmesi yok. İyi haber: elinizde dört ayrı yol var ve bunların en az ikisi çoğu insanın hiç denemediği, ciddi başarı şansı olan yollar.
Bu yazıda önce alan adının gerçekten alınmış mı yoksa sadece yanlış sorgulanmış mı olduğunu ayırt edeceğiz. Sonra domainin fiilen kullanılıp kullanılmadığını DNS kayıtları ve HTTP yanıtları üzerinden nasıl teşhis edeceğinizi göstereceğim — çünkü park edilmiş, e-postası bile çalışmayan bir domain ile aktif bir e-ticaret sitesinin domaini karşınıza tamamen farklı iki müzakere tablosu koyar. Ardından sahibine teklif götürme (ve teklifi kim olarak götürdüğünüzün fiyatı neden ikiye katladığı), backorder/drop-catch mekaniği, alternatif isim stratejisi ve marka tesciliniz varsa açılan hukuki yolu tek tek ele alacağız. Sonda dört seçeneği maliyet, süre ve başarı şansı ile karşılaştıran bir tablo bulacaksınız.
Önce Doğrulayın: Alan Adı Gerçekten Alınmış mı#
Sorgu ekranında "alınmış" yazması her zaman gerçekten alınmış olduğu anlamına gelmez. Yıllardır gördüğüm üç yanıltıcı durum var: bazı kayıt paneli arayüzleri, sorgulama sırasında kendi rezervasyon listesindeki premium isimleri de "alınmış" gösterir; bazı uzantılarda registry geçici olarak yanıt vermediğinde sorgu hata alır ve arayüz bunu "müsait değil" diye çevirir; bazı .tr alt uzantılarında ise başvurusu yapılmış ama tahsisi tamamlanmamış isimler "beklemede" statüsündedir.
Kesin cevabı registry'nin kendisinden almak için WHOIS sorgusu yapın. Windows'ta WSL veya PowerShell içinden, Linux/macOS'ta doğrudan terminalden:
whois ornekmarka.com
Çıktıda Domain Name:, Creation Date:, Registrar: satırlarını görüyorsanız domain gerçekten kayıtlıdır. Buna karşılık şöyle bir yanıt alıyorsanız domain boştadır ve sorgu ekranı sizi yanıltmıştır:
No match for domain "ORNEKMARKA.COM".
>>> Last update of whois database: 2026-08-11T09:14:22Z <<<
.com.tr, .net.tr gibi Türkiye uzantılarında WHOIS sunucusu farklıdır ve bazı sistemlerde otomatik bulunmaz; sunucuyu elle vermeniz gerekebilir:
whois -h whois.trabis.gov.tr ornekmarka.com.tr
WHOIS çıktısında bizi ilgilendiren üç bilgi var: kayıt tarihi, bitiş tarihi ve iletişim bilgileri. Kayıt tarihi domainin ne kadar süredir elde tutulduğunu, bitiş tarihi elinize geçme ihtimalinin ne zaman doğacağını, iletişim bilgileri ise müzakerenin mümkün olup olmadığını söyler.
Alan Adının Gerçekten Kullanılıp Kullanılmadığını Nasıl Anlarsınız#
Bir alan adının kayıtlı olması, sahibinin ona değer verdiği anlamına gelmez. Türkçe kaynakların neredeyse hiç değinmediği ama müzakerenin tamamını belirleyen ayrım budur: karşınızda çalışan bir iş mi var, yoksa on yıl önce alınıp unutulmuş bir isim mi? Bunu üç dakikada teşhis edebilirsiniz.
1. Adım — NS ve A kayıtlarına bakın. Domain hangi nameserver'ları kullanıyor ve bir yere işaret ediyor mu:
dig +short NS ornekmarka.com
dig +short A ornekmarka.com
Nameserver'lar ns1.parkinglogic.com, ns1.sedoparking.com, ns1.above.com gibi park servislerine aitse domain satılık ilan panosunda duruyor demektir — bu aslında iyi haberdir, sahibi zaten satmayı düşünüyor. Nameserver'lar bir hosting firmasına ait ama A kaydı hiç dönmüyorsa domain alınmış ama hiç kurulmamış olabilir.
2. Adım — MX kaydı var mı, yani kurumsal e-posta olarak kullanılıyor mu:
dig +short MX ornekmarka.com
MX kaydı dolu bir domain, sitesi kapalı olsa bile sahibinin @ornekmarka.com adresiyle yıllardır yazıştığı anlamına gelir. Bu domain size satılmaz; e-posta adresini değiştirmek bir şirket için siteyi değiştirmekten daha maliyetlidir. MX kaydı boşsa satın alma şansınız belirgin biçimde yükselir.
3. Adım — HTTP yanıtına bakın:
curl -sI https://ornekmarka.com | head -n 5
HTTP/2 200 ve gerçek bir sayfa geliyorsa aktif site; HTTP/1.1 302 ile başka bir domaine yönleniyorsa domain bir markanın koruma amaçlı aldığı yedek isimdir; bağlantı hiç kurulmuyorsa (Could not resolve host veya zaman aşımı) domain park bile edilmemiş, tamamen atıl durumdadır.
Bu üç adımın sonucunu şöyle okuyun: NS park servisi + MX yok + HTTP yok kombinasyonu, teklif götürmek için karşılaşabileceğiniz en iyi tablodur. MX dolu + HTTP 200 kombinasyonu ise alternatif isim düşünmeye başlamanız gereken tablodur.
WHOIS Gizliyse Sahibine Nasıl Ulaşırsınız#
WHOIS kaydında isim yerine "REDACTED FOR PRIVACY" veya bir gizlilik servisinin adresi görünüyorsa iletişim imkânsız değildir, sadece dolaylıdır. Bunun neden bu kadar yaygın olduğunu whois gizliliği nedir yazısında ayrıntılı anlattık; burada pratik çıkış yollarına odaklanalım.
Gizlilik servisinin yönlendirme adresi. Çoğu gizlilik servisi WHOIS'te gerçek adres yerine kendi ürettiği bir takma adres bırakır (örneğin [email protected]). Bu adrese yazdığınız e-posta sahibe iletilir; servis araya girer ama mesajı geçirir. Yanıt alma oranı düşüktür ama sıfır değildir.
Registrar'ın iletişim formu. WHOIS çıktısındaki Registrar: satırı size domainin hangi kayıt firmasında durduğunu söyler. Kayıt firmalarının çoğunda "domain sahibiyle iletişime geç" formu vardır; bu formlar spam filtresine takılmadığı için takma e-postadan daha yüksek dönüş alır.
Sitenin kendisi. Domain park edilmişse park sayfasının altında neredeyse her zaman bir "Make an offer" kutusu bulunur. Bu kutu doğrudan sahibin paneline düşer.
Arşiv kayıtları. Domain geçmişte kullanılmışsa, o dönemki sitesinde iletişim bilgisi, şirket unvanı veya sosyal medya hesabı yer alıyor olabilir. Eski bir kurumsal siteden bulduğunuz şirket unvanını ticaret sicilde aratmak, çoğu zaman WHOIS'ten daha net sonuç verir.
Teklif Götürürken Kimliğinizi Neden Gizlemelisiniz#
Bu, konunun en pahalı öğrenilen kısmı. Alan adı fiyatı objektif bir şey değildir; satıcı, alıcının ne kadar çaresiz olduğunu tahmin ederek fiyat belirler. Kurumsal e-posta adresinizden, imzanızda şirket unvanı ve logonuzla teklif yazarsanız satıcı şunu görür: bu isim bu şirketin markası, alternatifi yok, bütçesi var. Aynı domain için gelen "merhaba, bir yan proje için bu ismi düşünüyorum" mesajıyla arasındaki fark tek haneli katsayı değildir.
Pratikte uyguladığım kurallar:
- Şirket alan adınızdan yazmayın. Genel bir e-posta servisinden, sade bir isimle yazın.
- Markadan, tescilden, "bizim şirketimizin adı" ifadesinden bahsetmeyin. Bahsettiğiniz anda müzakere biter, hukuki tehdit algısı fiyatı da düşürmez, sadece sahibi savunmaya geçirir.
- İlk mesajda rakam vermeyin ama "fiyatınız nedir" de demeyin. İkisi de kötü. Doğru cümle: "Bu alan adını devretmeyi düşünür müsünüz?" Önce satma niyetini öğrenin.
- İlk rakamı sahibi versin. Sahibin verdiği rakam çoğu zaman sizin tahmininizin altındadır; siz başlatırsanız o tavanı kendi elinizle yükseltirsiniz.
- Aracı kullanmayı düşünün. Bir avukat veya danışman üzerinden yürüyen müzakerede kimlik doğal olarak perdelenir.
Karşı tarafın istediği rakamın makul olup olmadığını ölçmek için alan adı değerleme yazısındaki kriterleri kullanın: uzunluk, uzantı, kelimenin arama hacmi, geçmiş kullanım ve benzer isimlerin gerçekleşmiş satışları. "Bana lazım" duygusu değerleme kriteri değildir.
Ödeme aşamasında kesinlikle doğrudan havale yapmayın. Alan adı devirlerinde emanet (escrow) hizmeti standarttır: para aracıda tutulur, devir tamamlandığında satıcıya geçer. Devir tamamlanmadan ödeme yapan alıcı, hiçbir hukuki koruması olmadan yabancı bir ülkedeki bilinmeyen bir kişiye para göndermiş olur.
Backorder ve Drop-Catch Gerçekte Nasıl Çalışır#
Domain sahibi cevap vermiyorsa ve bitiş tarihi yakınsa ikinci yol devreye girer: domainin serbest kalmasını beklemek ve serbest kaldığı saniyede yakalamak. Buna backorder (ön sipariş) veya drop-catch denir.
Süreç şöyle işler: bitiş tarihinde domain otomatik olarak silinmez. Önce yenileme için ek süre (auto-renew grace) tanınır. Yenilenmezse redemption dönemine düşer; bu dönemde sadece eski sahibi, ek bir bedelle geri alabilir. Redemption bittikten sonra kısa bir "pending delete" penceresi vardır ve bu pencerenin sonunda domain registry tarafından havuza bırakılır. İşte drop-catch servisleri o bırakılma anını hedefler. Toplamda bitiş tarihinden serbest kalmaya kadar geçen süre uzantıya göre değişir ama pratikte iki ile üç ay arasındadır; bu süre boyunca domain hâlâ eski sahibinindir ve sizin yapabileceğiniz tek şey beklemektir.
Kritik nokta şudur: backorder bir satın alma değil, bir kuyruğa girme sözüdür. Servis, domain düşerse sizin adınıza kaydetmeyi dener. Aynı domaine birden fazla servis ve birden fazla kullanıcı talip olduğunda çoğu servis kendi müşterileri arasında açık artırma başlatır. Yani "backorder verdim, garanti aldım" diye bir durum yoktur. Değerli bir isimde tek bir backorder ile şansınız gerçekçi olarak düşüktür; profesyonel drop-catch şirketleri registry'ye çok sayıda eşzamanlı bağlantı ile girdiği için sıradan bir kayıt paneli üzerinden yapılan denemeyi baştan geçer.
Buna karşılık, kimsenin dikkatini çekmemiş, uzun ve niş bir isim için backorder çok makul bir stratejidir. Mekanizmanın ayrıntısı ve hangi durumda para vermeye değdiği için domain backorder nedir yazısına bakın.
Bu arada süreyi kendiniz de takip edebilirsiniz. Bitiş tarihini WHOIS'ten okuyup takviminize koymak, hiçbir servise para vermeden yapabileceğiniz en ucuz hamledir:
whois ornekmarka.com | grep -iE "expiry|expiration|paid-till"
Örnek çıktı:
Registry Expiry Date: 2027-03-14T05:00:00Z
Bu tarihten yaklaşık 75-90 gün sonrasını "serbest kalma ihtimali" olarak işaretleyin ve o döneme yaklaşırken WHOIS'i haftada bir kontrol edin. Kayıt firmalarının çoğu, süresi dolan domainleri kendi açık artırma platformuna taşıdığı için domain hiç serbest kalmadan el değiştirebilir; bu yüzden takibinizi sadece WHOIS'e değil, o platformların listelerine de yayın.
Alternatif Uzantı ve İsim Stratejisi#
Üçüncü yol, çoğu Türkçe kaynağın "tire ekleyin" diye geçiştirdiği ama aslında doğru yapıldığında en akılcı olan yol. Burada iki kötü refleks var: markanın arasına tire koymak (ornek-marka.com) ve sonuna anlamsız ek koymak (ornekmarkaonline.com). İkisi de kullanıcıyı asıl domaine, yani rakibinize ya da o ismi elinde tutan kişiye götürür; telefonda tarif etmesi zordur, e-posta imzasında amatör durur.
İşe yarayan alternatifler şunlardır:
- Türkiye uzantısına geçmek. Hedef kitleniz Türkiye'yse
.com.trveya kısa.tr, alınmış bir.comdan daha iyi bir seçenektir. Karar kriterlerini .com mu .com.tr mi yazısında karşılaştırdık. - Marka + kategori birleşimi.
ornekmarka.comalınmışsaornekmarkakahve.comyerinekahveornekmarka.comdaha doğaldır; Türkçede niteleyen kelime önce gelir. - Fiil veya çağrı içeren isim.
ornekmarkaal.com,ornekmarkaya.comgibi biçimler telefonda tarif edilebilir ve akılda kalır. - Yeni nesil uzantılar. Sektörle örtüşen uzantılar (mağaza, yazılım, danışmanlık odaklı olanlar) artık ciddiye alınıyor. Seçenekler için yeni alan adı uzantıları yazısına bakın.
Hangi alternatifi seçerseniz seçin, tek bir testi geçirmeden karar vermeyin: telefon testi. Domaini telefonda birine tarif edin, karşı taraf yazsın. Yanlış yazıyorsa o domaini almayın.
Marka Tesciliniz Varsa Hukuki Yol Açılır#
Elinizde ismin tescilli marka belgesi varsa denklem değişir. Alan adının sizden önce alınmış olması tek başına haksızlık değildir; ancak kayıt kötü niyetliyse iptal veya devir talep edilebilir. Kötü niyetin klasik göstergeleri: domainin sadece satmak için tutulması ve size satış teklif edilmesi, üzerinde sizin markanızı taklit eden içerik yayınlanması, rakibinizin sizin markanızı kayıt ettirip trafiği kendine çekmesi.
Uluslararası uzantılarda bu, tahkim niteliğinde bir uyuşmazlık çözüm prosedürüyle yürür; .tr uzantılarında ise TRABİS bünyesindeki uyuşmazlık çözüm hizmet sağlayıcıları üzerinden ilerler. İki noktayı baştan bilin: süreç ücretlidir ve kaybederseniz masraf sizde kalır; ayrıca markanız domainden sonra tescillenmişse kötü niyet iddiası çok zayıflar. Domain sizden önce alınmış ve o günden beri gerçek bir iş için kullanılıyorsa hukuki yol size sonuç vermez — bu durumda alternatif isme geçmek hem daha hızlı hem daha ucuzdur.
Dört Seçeneğin Karşılaştırması#
| Seçenek | Tipik maliyet | Ne kadar sürer | Başarı şansı | Ne zaman tercih edilir |
|---|---|---|---|---|
| Sahibine teklif | Kayıt ücretinin çok üzerinde, pazarlığa bağlı | 1-8 hafta | Orta — MX ve site yoksa yükselir | Domain park edilmiş, sahibi ulaşılabilir |
| Backorder / drop-catch | Servis ücreti + olası açık artırma | Bitiş tarihine bağlı, 3-12 ay | Düşük-orta — isim ne kadar değerliyse o kadar düşük | Bitiş tarihi yakın, isim niş |
| Alternatif isim | Standart kayıt ücreti | Aynı gün | Yüksek | Bütçe ve zaman sınırlıysa, marka esnekse |
| Hukuki süreç | Başvuru + danışmanlık | 2-6 ay | Sadece kötü niyet ispatlanırsa | Tescilli marka var, domain taklit amaçlı kullanılıyor |
Tablodan çıkan pratik kural: domain aktif olarak kullanılıyorsa alternatif isme geçin. Park edilmiş ve satılık ilan panosundaysa teklif götürün. Bitiş tarihi yakın ve kimse ilgilenmiyorsa süreyi takip edin. Hukuki yolu ancak elinizde tescil ve somut kötü niyet delili varken düşünün.
Bir Sonraki Adımı Kaçırmayın: İsmi Aldıktan Sonra#
Hangi yolla olursa olsun ismi elde ettiğinizde işiniz bitmiyor. Devir aldığınız bir domainde en sık gördüğüm hata, eski sahibin DNS kayıtlarının bir süre daha aktif kalması ve sitenin "bazen açılıp bazen açılmaması". Devir sonrası şu üç işi aynı gün yapın:
- Nameserver'ları kendi hosting'inize çevirin ve eski park servisinin kayıtlarını temizleyin.
- Domain kilidini açık tutun. Transfer kilidi, izinsiz devri engelleyen tek mekanizmadır.
- Yenileme hatırlatmasını e-postanıza değil, takviminize kurun. Yeni aldığınız değerli bir ismi süre bitiminden kaçırmak, bu yazıdaki tüm emeği sıfırlar.
Nameserver değişikliğinden sonra dünyanın her yerinden aynı yanıtın gelmesi birkaç saat sürebilir. Bu aralıkta siteyi farklı ağlardan test edin; ofis internetinde açılmayan bir sitenin mobil veride açılması, sorunun sunucuda değil DNS önbelleğinde olduğunu gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular#
Alınmış bir alan adını zorla alabilir miyim#
Hayır, sadece kayıtlı olması bir hak ihlali sayılmadığı için zorla alamazsınız. Alan adları "ilk gelen alır" ilkesiyle tahsis edilir ve kaydın kendisi meşrudur. Zorlayıcı yolun açıldığı tek durum, kaydın kötü niyetli olması ve sizin ismin üzerinde önceye dayanan bir hakkınızın (tescilli marka gibi) bulunmasıdır. Bu durumda bile süreç bir uyuşmazlık çözüm prosedürüdür, otomatik devir değildir ve kaybetme ihtimaliniz vardır.
Alan adı sahibinin iletişim bilgisi gizliyse ne yapmalıyım#
WHOIS gizliyse üç kanal kalır: gizlilik servisinin ürettiği takma e-posta adresi, domainin kayıtlı olduğu firmanın "sahibe ulaş" formu ve domain park sayfasındaki teklif kutusu. Bu üçünün dışında, domainin geçmişte kullanıldığı dönemdeki içerikten şirket unvanı veya sosyal medya hesabı bulup oradan ulaşmayı deneyebilirsiniz. Takma e-postaya yazdığınız mesajın spam klasörüne düşme ihtimali yüksek olduğu için aynı mesajı birden fazla kanaldan göndermek mantıklıdır.
Backorder verdiğimde alan adı bana garanti mi olur#
Hayır, backorder bir garanti değil, bir yakalama denemesi taahhüdüdür. Domain serbest kaldığı anda servis sizin adınıza kayıt yapmayı dener; aynı domaine talip olan başka servisler ve kullanıcılar varsa domain onlardan birine gidebilir ya da servis kendi müşterileri arasında açık artırma açar. Popüler isimlerde tek bir backorder ile kazanma olasılığı düşüktür. Domain hiç kaydedilemezse servisler genellikle ücreti iade eder, ama harcanan zaman geri gelmez.
Sahibine teklif götürürken hangi rakamdan başlamalıyım#
İdeal olan, ilk rakamı hiç vermemek ve satıcının fiyatını istemektir. Mecbur kalırsanız, benzer isimlerin gerçekleşmiş satışlarına ve domainin ölçülebilir özelliklerine (uzunluk, uzantı, kelimenin arama hacmi, geçmiş kullanım) dayanan bir değerleme yapıp ondan aşağıda bir noktadan başlayın. Kurumsal kimliğinizi açık ederek yapılan tekliflerde istenen rakamın belirgin biçimde yükseldiğini defalarca gördüm, bu yüzden ilk temasta şirket bilgisi paylaşmayın.
Alan adının süresi ne zaman dolacak nasıl öğrenirim#
WHOIS sorgusundaki bitiş tarihi alanından öğrenirsiniz; uzantıya göre bu alan Registry Expiry Date, Expiration Date veya paid-till olarak adlandırılır. Ancak bu tarih domainin serbest kalacağı tarih değildir: yenileme için ek süre, ardından redemption dönemi ve kısa bir silinme penceresi vardır. Pratikte serbest kalma ihtimali, bitiş tarihinden yaklaşık iki-üç ay sonra doğar. Bu tarihi takviminize koyup WHOIS'i düzenli kontrol etmek, ücretli takip servislerinin çoğunun yaptığı işi ücretsiz yapar.
Tire eklemek veya sonuna ek koymak iyi bir çözüm mü#
Genellikle kötü bir çözümdür çünkü kullanıcıyı asıl domaine yönlendirir. Birisi markanızı duyduğunda tireyi hatırlamaz, doğrudan tiresiz hâlini yazar ve rakibinizin ya da park sayfasının karşısına çıkar. Aynı sorun "online", "web", "tr" gibi eklerde de geçerlidir. Bunun yerine Türkiye uzantısına geçmek, kelime sırasını değiştirmek veya sektörle örtüşen yeni bir uzantı seçmek hem telefonda tarif edilebilir hem de marka olarak daha sağlam durur.
Domain park sayfasında satılık yazıyorsa fiyat sabit midir#
Hayır, park sayfalarındaki fiyatlar çoğu zaman başlangıç noktasıdır ve pazarlığa açıktır. "Make an offer" kutusu zaten pazarlığı davet eder; sabit fiyat gösteren "buy now" formatında bile satıcıya doğrudan yazıp teklif iletmek mümkündür. Fiyatın düşme ihtimali, domainin ne kadar süredir satılık durduğuna ve trafiğinin olup olmadığına bağlıdır. Yıllardır park edilmiş, ziyaretçisi olmayan bir isimde satıcı genellikle esnek davranır.
Aynı ismi farklı uzantılarda almak beni korur mu#
Kısmen korur ve düşündüğünüzden daha faydalıdır. Ana uzantınızın yanında en az bir yedek uzantı almak, hem markanızın taklit edilmesini zorlaştırır hem de ileride ana uzantıya geçmek istediğinizde elinizde hazır bir yönlendirme kaynağı bulundurur. Yedek uzantıları boş bırakmayın, hepsini ana domaine 301 ile yönlendirin; böylece adres çubuğuna yanlış uzantı yazan ziyaretçi de doğru sitede biter. Bu yaklaşımın maliyeti düşük, geri dönüşü ise marka güvenliği açısından yüksektir.
Kapanış#
İstediğiniz alan adının alınmış olması bir yol ayrımıdır, çıkmaz sokak değil. Doğru sıra şudur: önce WHOIS ile kaydın gerçekten var olduğunu doğrulayın, sonra DNS ve HTTP kontrolleriyle domainin fiilen kullanılıp kullanılmadığını teşhis edin. Bu teşhis, hangi yolu seçeceğinizi neredeyse tek başına belirler. Park edilmiş ve e-postası çalışmayan bir isimde kimliğinizi açık etmeden yapılan bir teklif şaşırtıcı derecede iyi sonuç verir; aktif bir iş tarafından kullanılan bir isimde ise en akılcı hamle alternatif bir isme geçip enerjinizi markayı büyütmeye harcamaktır. Backorder'ı ancak bitiş tarihi yakın ve isim niş olduğunda, hukuki yolu ise ancak tescil ve somut kötü niyet delili varken düşünün.
İsmi hangi yolla elde ederseniz edin, sonrasında domaini bir yere bağlamanız gerekecek. Yeni kaydı doğrudan yapmak isterseniz alan adı kayıt sayfamızdan uzantı karşılaştırmasıyla başlayabilir, siteyi ayağa kaldırmak için ihtiyacınıza uygun bir web hosting paketini seçebilirsiniz. Devraldığınız domainde adres çubuğunda kilit görünmesi ve tarayıcı uyarısı almamak için de ilk gün SSL sertifikanızı kurmayı ihmal etmeyin; bu üç adım tamamlandığında elinizde sadece bir isim değil, çalışan bir marka adresi olur.